|
Tweet |
Türkiye’nin birçok üniversitesinde yaşanan sosyal hareketliliğin bastırılmak yerine anlaşılmaya çalışılması gerektiğini vurgulayan Osmanağaoğlu, “Bu gençler bizim evlatlarımız. Eleştiren, sorgulayan, ses çıkaran her birey düşman değildir” dedi.
“GENÇLERİN HAK ARAYIŞI MEŞRUDUR, CEZALANDIRILAMAZ”
Üniversitelerde yaşanan gözaltılar, tutuklamalar ve siyaset yasağı gibi uygulamaların demokratik hakları hedef aldığını belirten Osmanağaoğlu, “Bu gençler tahrik sonucu sokağa çıkmadı. Geleceğe dair kaygıları, seslerini duyuramamanın verdiği baskıyla oradalar. Bu sese kulak tıkamak, toplumu daha büyük kırılmalara sürükler. Gençlerin sesi bastırılmamalı, duyulmalı” şeklinde konuştu.
“HİÇBİR GENCİMİZİ ‘TERÖRİST’ YAFTASIYLA SUSTURAMAZSINIZ”
Gençlere yönelik kullanılan ayrıştırıcı ve kriminalize edici dilin toplumsal barışı zedelediğini ifade eden Osmanağaoğlu, “Sadece hak arayan, fikrini dile getiren bir genci ‘terörist’ ilan etmek, bu ülkenin gençliğine haksızlıktır. Herkesin evladı, ailesi var. Bu çocukların gözlerinde umut değil korku yaratmaya kimsenin hakkı yok” dedi.
“GENÇLERİN YANINDA OLMAYAN SİYASET, GELECEĞİN DIŞINDA KALIR”
Gençlerin bir siyasi partinin gölgesi altında değil, bireysel taleplerle ve farklı kaygılarla sokağa çıktığını söyleyen Osmanağaoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Oradaki gençlerin hepsini bir partiye ya da gruba etiketlemek doğru değildir. Eylemlere katılan her bireyin ortak noktası, yaşadığı hayata karşı duyduğu adaletsizlik hissidir. Onların öfkesini doğru anlamak, demokratik rejimin gereğidir. Gençlerin yanında olmayan bir siyaset, bu ülkenin yarınında söz sahibi olamaz.”