|
Tweet |
“TÜRKİYE, KÜRESEL SORUNLARIN GÜNAH KEÇİSİ YAPILAMAZ”
Mutlutürk, Türkiye’nin iklim krizinin baş aktörlerinden biriymiş gibi gösterildiğini, ancak bilimsel verilerin bunun tersini söylediğini ifade etti:
“Dünya karbon salınımının büyük kısmı birkaç ülkenin elinde. Türkiye’nin payı %1 bile değil. Buna rağmen karbon kotası, yeni vergiler ve yaşam kısıtlamaları gibi ağır yaptırımlarla muhatap tutuluyoruz. Küresel kirleticilerin suskun kaldığı yerde Türkiye neden ön sıraya alınıyor? Bu kabul edilemez.”
“BİLİMİ KULLANARAK DEĞİL, MANİPÜLE EDEREK YASA YAPILIYOR”
Recep Mutlutürk, iklim krizine dair sunulan verilerin siyasallaştırıldığını savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Karbondioksit oranı yıllar içinde artmış olabilir ama bu artışın sıcaklığa etkisi abartılıyor. NASA verileri ortada. 20 yılda sadece 0.05 derece sıcaklık farkı kayda geçmiş. Bu gerçeklikten uzaklaşıp korku politikası üretmek, bilimi amaç dışı kullanmaktır.”
“YASA GEÇERSE YARINLARIMIZ TAKİP ALTINA GİREBİLİR”
Mutlutürk, dijitalleşme ve karbon kotalarının birleşmesiyle bireysel özgürlüklerin tehdit altına gireceğini ifade etti:
“Karbon ayak izi artık sadece çevreyle ilgili bir kavram değil. Bu yasa yürürlüğe girerse vatandaşın tüketimi, ulaşımı, enerji kullanımı kayıt altına alınacak. Dijital para sistemleriyle birlikte ‘fazla tüketen vatandaş’ uyarı alabilir. Bu, çevre düzenlemesi değil; kontrol düzenlemesidir.”
“ÇEVRECİ SÖYLEMLERLE EKONOMİK YIKIM POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”
Kanunun asıl etkisinin ekonomik alanda hissedileceğini söyleyen Mutlutürk, üretici ve tüketici için ağır sonuçların kaçınılmaz olduğunu söyledi:
“Karbon vergileri, enerji maliyetlerini katlayacak. Zaten yüksek enflasyonla boğuşan işletmelerimiz yeni vergi yükünü kaldıramaz. Üretim azalır, fiyatlar artar. Bu sadece çevreyle değil, doğrudan mutfakla ilgili bir konudur.”
“HALKIN TALEBİ YOK SAYILAMAZ”
Mutlutürk, milyonlarca vatandaşın bu yasaya karşı olduğunu açıkça ifade ettiğini hatırlattı:
“CİMER’e yapılan 1 milyonun üzerindeki itiraz dilekçesi, halkın bu yasayı istemediğini net biçimde ortaya koyuyor. Halkı dinlemeden yapılan yasa halk için değil, dayatmacı çevreler içindir.”
Recep Mutlutürk, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Biz çevreyi gerçekten koruyacak projelerin arkasındayız. Ama bunun yolu dışarıdan gelen her öneriyi yasa haline getirmekten geçmez. Yeniden Refah Partisi olarak, bu kanunu reddediyoruz. Çünkü bu kanun, çevreye değil, sisteme hizmet ediyor. Milletimizin ve ülkemizin menfaati bu yasaya ‘hayır’ demeyi gerektiriyor.”