|
Tweet |
“Babalarımızın en önemli vazifelerinden biri, evlâtlarına dünya ve ahiret saadetinin yolunu göstermektir.”
“Dînde Babamız Hz. İbrâhîm’dir.”
İnsanoğlu için bu dünya hayatındaki en kıymetli şey, dünya ve ahiret saadetine ulaşabilmektir. Bu saadetin yolu ise Allah’ın insanlığa gönderdiği hak dîni yaşamaktan geçmektedir. Dînde babamız Hz. İbrahim’dir. Allahû Tealâ, Hz. İbrâhim’e verdiği kanunlarla hayatı yaşamamızı istemektedir.
Âl-i İmrân Suresi’nin 95. âyetinde Allahû Tealâ:
“…Öyle ise hanif olarak Hz. İbrâhim’in dînine tâbî olun. Ve o, müşriklerden olmadı…” buyurmaktadır.
Rûm Suresi’nin 30. âyetinde ise Peygamber Efendimiz’e (S.A.V): “…Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz…” buyurulmaktadır.
Her insan hanif fıtratıyla doğar ve bu fıtrat değişmez.
Hz. Nuh’tan Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V) kadar tüm peygamberler aynı hanif dîni yaşamışlardır.
Hanif dininin Arapça adı İslâm’dır ve İslâm Allah’a teslim olmak demektir. Hz İbrahim hem kendisi Allah’a teslim-olmuş hem de evlatlarını Allah’a yönlendirmiştir. Babamız İbrahim’in hanif dinini yaşayan herkes için ahiret ve dünya saadeti söz konusudur.
Hanif Dininin Giriş Kapısı Allah’a Ulaşmayı Dilemektir.
Hanif dîni; vahdet, tevhid ve teslim olmak üzere üç temel esasa dayanır:
Vahdet: Allah’ın tekliğine inanmak.
Tevhid: Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu tek toplum.
Teslim: Sırasıyla; ruhun, vechin ve nefsin Allah’a teslimi.
Bir baba için en büyük mutluluk, evladının dünya ve ahiret saadetine ulaşmasıdır. Onlara bırakılacak en büyük miras Allah’a teslimiyet şuuru ve hanif dînin değerleridir. Bu sebeple babalarımızın en önemli vazifelerinden biri, evlatlarına Allah’ı sevdirerek dünya ve ahiret saadetinin yolunu göstermektir.
Bu vesileyle tüm babalarımızın Babalar Günü’nü kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum.
DR. ABDULCABBAR BORAN