|
Tweet |
“YAPILARIN SAĞLAMLIĞI KADAR TOPLUMUN HAZIRLIĞI DA AFET GÜVENLİĞİNİN TEMELİDİR”
Hacı İlhan, afetlere hazırlık sürecinin yalnızca teknik önlemlerle sınırlandırılmaması gerektiğini, eğitimden kriz iletişimine kadar çok boyutlu bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti:
“Deprem anında sadece beton değil, bilinçli toplum da ayakta kalır. Bu bilinç; yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına, aileden okullara kadar herkesin sürece aktif şekilde dahil olmasıyla oluşur.”
“KAMU SİSTEMİ, İLETİŞİM VE KOORDİNASYON TESTİNİ YİNE GEÇEMEDİ”
İstanbul depremi sonrasında yaşanan iletişim kopukluğuna da değinen Hacı İlhan, afet anlarında sağlıklı bilgi akışının ve koordinasyonun sağlanamamasının vatandaş nezdinde ciddi bir güven sorunu yarattığını söyledi:
“Kriz anında iletişime geçemeyen bir vatandaş, yalnızca teknik bir sorunla karşılaşmış olmuyor. Aynı zamanda devlete ulaşamamanın, çaresizliğin ve belirsizliğin getirdiği büyük bir tedirginlik yaşıyor. Bu sorunun çözümü, yalnızca altyapı yatırımıyla değil; kamu hizmetlerinde hesap verebilirliğin ve denetimin artırılmasıyla mümkündür.”
“SAADET PARTİSİ, AFETLERE KARŞI ADİL, ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR YÖNETİM ANLAYIŞINI SAVUNMAKTADIR”
Hacı İlhan, açıklamasını şu cümlelerle tamamladı:
“Afet politikaları yalnızca bürokratik belgelerden ibaret kalmamalı. Sahada uygulanabilir, halkla iç içe ve yerel koşullara uyumlu bir yaklaşım geliştirilmeli. Saadet Partisi olarak biz, krize karşı milletle birlikte güçlü duran, kamucu ve sorumluluk sahibi bir afet yönetimi sisteminin inşa edilmesini savunuyoruz. Tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyor, bu olayın kalıcı yapısal reformlara vesile olmasını temenni ediyoruz.”