Bugun...



UĞUR: SAĞLIK ÇALIŞANININ MAAŞI AY BİTMEDEN ERİMEMELİ - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, sağlık emekçilerinin giderek ağırlaşan geçim koşullarına dikkat çekerek ücretlerin yalnızca maaş artış oranlarıyla değil, çalışanların gerçek yaşam giderleri karşısındaki alım gücüyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 13-08-2026 15:35

UĞUR: SAĞLIK ÇALIŞANININ MAAŞI AY BİTMEDEN ERİMEMELİ - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Kira, gıda, ulaşım gibi temel ihtiyaçlardaki maliyetlerin sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının bütçesini zorladığını belirten Uğur, ücret sisteminin temel maaşı güçlendirecek ve emekliliğe yansıyacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

ALIM GÜCÜ AYNI HIZLA ERİYOR

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik durumunun değerlendirilmesinde asıl ölçünün ücretin hangi yaşam standardını sağlayabildiği olması gerektiğini söyledi.

“Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi maaşını aldığı gün önce kirasını, faturalarını, mutfak giderlerini ve ulaşım masraflarını düşünüyor. Çocuğunun eğitim gideri, kredi kartı borcu veya başka zorunlu harcamaları varsa maaş daha ayın başında önemli ölçüde eriyor. Ücret politikasını yalnızca ‘Ne kadar zam yapıldı?’ sorusuyla değerlendiremeyiz. ‘Bu ücretle çalışan nasıl yaşıyor?’ sorusunu da sormak zorundayız.”

SAĞLIK EMEKÇİSİ NÖBETE GEÇİNMEK İÇİN KALMAMALI

Nöbet ve fazla çalışmanın sağlık hizmetinin gerektirdiği çalışma düzeninin bir parçasıdır ancak çalışanın geçimini sağlayabilmek için daha fazla nöbet tutmak zorunda kalmasının kabul edilemeyeceğini belirten Uğur, temel ücretlerin insanca yaşam koşullarını sağlayacak seviyede olması gerektiğini ifade etti.

Uğur, “Nöbet, sağlık emekçisinin geçimini tamamlamak için mecbur bırakıldığı bir gelir kapısına dönüşmemelidir. Bir çalışan ‘Bu ay kirayı çıkarabilmek için kaç nöbet daha tutmalıyım?’ diye hesap yapıyorsa burada ücret sistemini yeniden değerlendirilmesi gerekir. Sağlık çalışanının emeğinin karşılığındaki temel ücreti insanca yaşamaya yetmelidir.” dedi.

PARÇALI ÜCRET SİSTEMİ GELECEK KAYGISINI BÜYÜTÜYOR

Sağlık çalışanlarının gelirlerinin temel ücret, sabit ek ödeme, teşvik, taban ve nöbet gibi farklı kalemlerden oluşmasının ekonomik güvence açısından sorunlar oluşturduğunu belirten Uğur, öngörülebilir bir ücret sistemi istedi.

Uğur, “Çalışan her ay ne kadar maaş alacağını bilmek ister. Ailesinin bütçesini buna göre planlamak ister. Gelirini değişken kalemlere bağlandığı bir sistem çalışan açısından belirsizlik yaratır. Biz temel ücretin güçlendirildiği, emeğin ve mesleki sorumluluğun karşılığının doğrudan maaşta görüldüğü bir ücret düzeni istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

 

EMEKLİ OLUNCA GELİR NEDEN BU KADAR DÜŞÜYOR?

Ücret sistemindeki en önemli sorunlardan birinin çalışma döneminde alınan toplam gelir ile emeklilik dönemindeki gelir arasındaki fark olduğunu belirten Uğur, sağlık çalışanlarının emeğinin karşılığını farklı kalemlerde aldığı ödemelerin emeklilikte yansımamasından kaynaklanmaktadır.

Uğur, “Sağlık çalışanı yıllarca gece nöbeti tutuyor, bayramda çalışıyor, hafta sonunda görev yapıyor. Emeklilik zamanı geldiğinde ise gelirinde ciddi bir kayıp yaşıyor. Bu nedenle çalışanlarımız emeklilik hakkı geldiği halde çalışmaya devam etmek zorunda kalabiliyor. Ücret politikası günü kurtaracak değil, çalışanın geleceğini de güvence altına alacak şekilde kurulmalıdır.” dedi.

 

EMEKLİLİĞE YANSIYAN TEMEL ÜCRET GÜÇLENDİRİLMELİ

Uğur, “Bugün verilen ancak yarın emeklilik hesabında yeterince karşılığı olmayan ödeme modeli kalıcı çözüm değildir. Sağlık emekçisinin alın terinin karşılığı temel ücret içerisinde görülmeli ve bu gelir emekliliğine de güçlü biçimde yansımalıdır. İnsanlar emekli olduklarında yoksullaşacakları korkusuyla çalışmaya devam etmek zorunda bırakılmamalıdır. Talebimiz açık ve nettir sağlık emekçilerine en düşüğü yoksulluk sınırı üzerinde olmak üzere tamamı emekliliğe yansıyan maaş ödeme modeline geçilmelidir” diye konuştu.

 

AYNI İŞ YERİNDE ÜCRET ADALETİ SAĞLANMALI

Sağlık hizmetinin ekip işi olduğunu belirten Uğur, farklı meslek grupları ve çalışma biçimleri arasında ücret politikalarının adalet duygusunu zedelememesi gerektiğini söyledi.

Uğur, “Hastanede hekiminden hemşiresine, teknisyeninden teknikerine, laboratuvar çalışanından 112 personeline kadar büyük bir ekip görev yapıyor. Eğitim, görev, risk, sorumluluk ve çalışma koşulları elbette ücretlendirmede dikkate alınmalıdır. Ancak sistem çalışanları sürekli birbirleriyle kıyaslayan ve çalışma barışını bozan bir yapıya dönüşmemelidir. Ücret adaleti kurum içi huzurun da şartıdır.” dedi.

 

KİRA VE MUTFAK GİDERİ BORDRODA YAZMIYOR AMA ÇALIŞANIN HAYATINDA VAR

Sağlık çalışanlarının ücretlerinin belirlenmesinde gerçek yaşam maliyetlerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Uğur, özellikle büyükşehirlerde barınma giderlerinin çalışan bütçesinde ağır bir yük oluşturduğunu ifade etti.

UĞUR: SAĞLIK EMEKÇİSİ GEÇİM KAYGISIYLA HASTA BAŞINA GİTMEMELİ

Sağlık çalışanlarının ekonomik güvenceye sahip olmasının nitelikli sağlık hizmetinin de önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Uğur, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sağlık emekçisinden gece gündüz insan hayatı için sorumluluk almasını bekliyoruz. Depremde, salgında, bayramda, hafta sonunda görev başında olmasını istiyoruz. O halde bu emeğin karşılığını da insanca yaşamaya yetecek ve emekliliğe yansıyan bir ücret sistemiyle vermek zorundayız. Sağlık çalışanı hastasının başında kirayı, kredi kartını veya ayın geri kalanını nasıl geçireceğini düşünmemelidir. Nöbet geliri geçimin zorunlu tamamlayıcısı olmaktan çıkarılmalı, temel ücret güçlendirilmeli ve emeğin karşılığı emekliliğe yansıtılmalıdır. Sağlık çalışanının maaşı aldığı gün bitmemelidir.”




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
www.youtube.com/channel/UCZN78WhDWllB1Mag7Ul7RIw

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI