Bugun...



Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya: Enflasyon Düşmeden Alım Gücü Gerçek Anlamda Toparlanmaz - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya, temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendirerek, yıllık enflasyondaki gerilemenin olumlu olduğunu ancak vatandaş açısından asıl meselenin fiyat artış hızının yavaşlamasından öte gelirlerin yeniden alım gücü kazanması olduğunu söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 14-08-2026 14:30

Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya: Enflasyon Düşmeden Alım Gücü Gerçek Anlamda Toparlanmaz - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


Çetinkaya, “Enflasyonun gerilemesi elbette önemlidir ve ekonomide istikrar açısından desteklenmesi gereken bir gelişmedir. Ancak vatandaşın günlük hayatında hissettiği şey fiyatların düştüğü değil, fiyatların daha düşük hızla artmaya devam ettiğidir. Enflasyon düşmeden ve gelirler kalıcı biçimde güçlenmeden vatandaşın alım gücü gerçek anlamda toparlanmaz.” dedi.

ENFLASYONUN DÜŞMESİ FİYATLARIN DÜŞMESİ DEMEK DEĞİL

Kamuoyunda enflasyon oranındaki düşüş ile fiyat seviyesindeki düşüşün zaman zaman birbirine karıştırıldığını belirten Çetinkaya, bu ayrımın doğru anlatılması gerektiğini söyledi.
Çetinkaya şunları söyledi: “Yıllık enflasyon yüzde 40’tan yüzde 31’e geldiğinde fiyatlar yüzde 9 ucuzlamış olmuyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Vatandaş markete gittiğinde geçen yıl ödediğinden daha fazla ödüyorsa bunu doğal olarak kendi bütçesinde hissediyor. Ekonomi yönetiminde rakam kadar vatandaşın yaşadığı gerçekliği de görmek gerekir.”

ASIL HEDEF FİYAT İSTİKRARI OLMALI

Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanmadan ücret artışlarının tek başına refah oluşturamayacağını belirten Çetinkaya, ücret-fiyat döngüsünün kırılmasının önemine dikkat çekti.
“Ücretleri artırıp birkaç ay sonra aynı artışı fiyatlarda kaybediyorsak kalıcı refah oluşturamıyoruz” diyen Çetinkaya, “Vatandaşın ihtiyacı sürekli daha büyük banknotlar değil, parasının satın alma gücünü koruyabildiği bir ekonomik düzendir. Bunun adı fiyat istikrarıdır.”

MAAŞ ARTIŞINI MARKET RAFLARI GERİ ALMAMALI

Çalışanların ve emeklilerin gelirlerinde yapılan artışların yüksek enflasyon ortamında kısa süre içerisinde eriyebildiğini ifade eden Çetinkaya, gelir politikalarının enflasyonla mücadeleden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Çetinkaya, “Bir çalışanın maaşını yüzde 20 artırıp temel ihtiyaç maliyetleri de yüksek oranlarda artmaya devam ediyorsa vatandaşın refahı kalıcı şekilde yükselmiyor. Maaş artışını birkaç ay sonra market raflarının geri aldığı bir ekonomik yapı sürdürülebilir değildir.” dedi.

VATANDAŞ ENFLASYONU İSTATİSTİKTEN ÖNCE MUTFAĞINDA HİSSEDİYOR

Hane halklarının enflasyon algısında temel ihtiyaçların ağırlığının yüksek olduğunu belirten Çetinkaya, özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji giderlerinin aile bütçeleri açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Çetinkaya, “Enflasyon sepeti teknik olarak yüzlerce mal ve hizmetten oluşuyor. Ancak dar ve orta gelirli aile için esas sepet çok daha küçüktür: kira, gıda, elektrik, doğal gaz, ulaşım ve çocukların ihtiyaçları. Bu kalemlerdeki artış yüksek kaldığı sürece vatandaş enflasyondaki iyileşmeyi daha geç hisseder.”

ENFLASYONLA MÜCADELENİN FATURASI SADECE DAR GELİRLİYE ÇIKMAMALI

Fiyat istikrarına ulaşmanın Türkiye için zorunlu olduğunu belirten Çetinkaya, bunun sosyal adalet gözetilerek yapılması gerektiğini söyledi.
Çetinkaya, “Enflasyonla mücadele ederken sabit gelirlinin, emeklinin, küçük esnafın ve üreticinin bütün yükü taşıdığı bir model doğru değildir. Kamu maliyesinden para politikasına, üretimden verimliliğe kadar bütün alanların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekir.”

DEVLET TASARRUFA KENDİNDEN BAŞLAMALI

Mali disiplinin enflasyonla mücadelenin vazgeçilmez parçalarından biri olduğunu vurgulayan Çetinkaya, vatandaş tasarrufa çağrılırken kamunun da harcamalarında aynı hassasiyeti göstermesi gerektiğini söyledi.
Çetinkaya, “Milletimize ‘harcamalarınızı azaltın, tasarruf edin’ diyorsak devlet de aynı hassasiyeti göstermek zorundadır. Gereksiz kamu harcamalarının azaltılması hem bütçe disiplini hem de toplumsal güven bakımından önemlidir. Tasarruf önce örnek olmakla başlar.” dedi.

ÜRETİM MALİYETLERİ DÜŞMEDEN KALICI FİYAT İSTİKRARI ZOR

Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinin yalnızca talebi azaltmaya dayanmaması gerektiğini belirten Çetinkaya; enerji, finansman, ham madde ve lojistik maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Çetinkaya, “Çiftçinin mazotu pahalıysa, sanayicinin kredisi pahalıysa, işletmenin enerji ve lojistik maliyeti yükseliyorsa bütün bunlar sonunda fiyatlara yansıyor. Enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek istiyorsak üretim tarafındaki maliyetleri de iyileştirmeliyiz.”

TÜRKİYE ÜRETEREK ENFLASYONLA MÜCADELE ETMELİ

Yerli üretimin artırılmasının hem fiyat istikrarı hem de ekonomik bağımsızlık açısından önemli olduğunu vurgulayan Çetinkaya, ithalata bağımlılığın kur hareketlerinin fiyatlara daha hızlı yansımasına neden olabildiğini ifade etti.
Çetinkaya, “Türkiye’nin güçlü tarafı üretim olmalı. Tarımda, sanayide, enerjide ve teknolojide kendi kapasitemizi ne kadar artırırsak dışarıdaki fiyat ve kur şoklarına karşı da o kadar güçlü oluruz. Milli ekonominin temeli üretimdir.” dedi.

ESNAFIN CİROSU ARTIYOR AMA KÂRI AYNI ORANDA ARTMAYABİLİR

Yüksek enflasyon dönemlerinde işletme cirolarının nominal olarak artmasının şirketlerin daha fazla kazandığı anlamına gelmediğine dikkat çeken Çetinkaya, özellikle küçük işletmelerin gerçek kârlılığının doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Çetinkaya, “Geçen yıl 1 milyon lira ciro yapan esnaf bu yıl 1,3 milyon lira ciro yaptığında otomatik olarak yüzde 30 daha fazla kazanmış olmuyor. Malın maliyeti, kira, personel, enerji ve finansman giderleri de yükseliyor. Enflasyon döneminde nominal rakamlarla reel kazancı birbirine karıştırmamak gerekir.”

VERGİ POLİTİKASI ENFLASYONLA MÜCADELEYİ DESTEKLEMELİ

Vergi politikalarının fiyat istikrarı ve gelir dağılımı üzerindeki etkisinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Çetinkaya, özellikle dolaylı vergilerin dar gelirli kesimler üzerindeki yüküne dikkat çekti.
Çetinkaya, “Vergi sistemi yalnızca gelir toplama mekanizması değildir; aynı zamanda ekonomik ve sosyal politika aracıdır. Vergisini düzenli ödeyen mükellefi koruyan, kayıt dışını azaltan ve ödeme gücünü dikkate alan adil bir yapı enflasyonla mücadelede toplumsal desteği de güçlendirir.” dedi.

ENFLASYON DÜŞERKEN EKONOMİNİN ÜRETİM GÜCÜ KORUNMALI

Fiyat istikrarı sağlanırken reel sektörün yatırım ve üretim kapasitesinin zayıflamamasının önemli olduğunu belirten Çetinkaya, ekonomik programın dengeli yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Enflasyonu mutlaka düşürmeliyiz” diyen Çetinkaya, “Ama bunu yaparken sanayiciyi yatırımdan vazgeçiren, KOBİ’yi finansmana erişemez hale getiren veya istihdamı zayıflatan bir sonuç da istemeyiz. Fiyat istikrarı ile üretim gücünü birlikte korumalıyız.”

AİLE BÜTÇESİ EKONOMİNİN EN GERÇEK BİLANÇOSUDUR

Ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin gerçek karşılığının hanelerde görülmesi gerektiğini ifade eden Çetinkaya, aile ekonomisinin korunmasının sosyal istikrar açısından da önemli olduğunu söyledi.
Çetinkaya, “Bir ülkenin ekonomik başarısını yalnızca makro rakamlardan okuyamayız. Ay sonunda annenin, babanın bütçesi ne durumda? Kirasını, faturasını ve çocuğunun okul masrafını karşılayabiliyor mu? Tasarruf yapabiliyor mu? Borçlanmadan yaşayabiliyor mu? Ekonominin en gerçek bilançosu aile bütçesidir.” dedi.

ENFLASYONDA GÜVEN DE EN AZ RAKAMLAR KADAR ÖNEMLİ

Vatandaşların gelecekte fiyatların istikrara kavuşacağına inanmasının ekonomik davranışları üzerinde önemli olduğunu belirten Çetinkaya, enflasyon beklentilerinin kalıcı olarak kırılması gerektiğini söyledi. TCMB, farklı kesimlerin 12 ay sonrası enflasyon beklentilerini düzenli olarak takip ediyor; hane halkı beklentileri piyasa ve reel sektör beklentilerinden daha yüksek seyretmeye devam ediyor.  

Çetinkaya, “İnsanlar ‘Nasıl olsa yarın daha pahalı olacak’ düşüncesinden çıkmadığı sürece fiyatlama davranışlarının tamamen normalleşmesi zorlaşır. Ekonomi politikalarının en önemli sermayelerinden biri güvendir. Güven de tutarlılık, öngörülebilirlik ve sonuçla oluşturulur.” dedi.

ÇETİNKAYA: VATANDAŞIN HİSSETTİĞİ ENFLASYON DÜŞTÜĞÜNDE BAŞARI TAMAMLANMIŞ OLUR

Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya sözlerini şöyle tamamladı:
“Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,75’e gerilemesi elbette önemlidir ve düşüş eğiliminin devam etmesini isteriz. Ancak rakamın gerilemesi ile vatandaşın refahının artması aynı şey değildir. Fiyatlar hâlâ yükseliyor. Bu nedenle hedefimiz yalnızca enflasyon oranını aşağı çekmek değil; vatandaşın maaşının değerini koruyan, üreticinin önünü açan, esnafın kazancını güçlendiren ve aile bütçesini rahatlatan kalıcı fiyat istikrarını sağlamak olmalıdır. Enflasyonun düştüğünü istatistiklerde görmek önemlidir; asıl başarı vatandaş bunu markette, pazarda ve ay sonundaki hesabında hissettiğinde tamamlanacaktır.”




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
www.youtube.com/channel/UCZN78WhDWllB1Mag7Ul7RIw

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI